Category

Blog
Toplumların hafızası yalnızca tarih kitaplarında değil, atasözlerinde de saklıdır. Çünkü atasözleri; yüzyıllar boyunca yaşanmış korkuların, umutların, başarıların ve hayal kırıklıklarının kısa cümlelere dönüşmüş hâlidir. Ancak dikkat çekici olan şudur: Aynı toplum, birbirine tamamen zıt düşünceleri de atasözü hâline getirmiştir. Bir yanda: “Susmak altındır.” Diğer yanda: “Ağlamayan çocuğa meme vermezler.” Bir tarafta: “Sabrın sonu selamettir.” Öte...
Read More
Bir zamanlar 1 Nisan, “kandırdım” diye biten küçük şakalarla gülümsemeyi hatırlatan bir gündü. Hayatın ciddiyetine kısa bir ara verilirdi o gün. Kollektifti, yüz yüzeydi, masumdu. Bir öğretmen sınıfa girer, tahtaya ters yazı yazardı. Bir başka gün poşetin içinden oyuncak bir kurbağa çıkarır, çocuklar önce korkar, sonra kahkahaya boğulurdu. Bir arkadaş çayın içine şeker yerine tuz...
Read More
Bir düşünün. Aynı hayatın içinde; savaşları, küresel bir pandemiyi, yapay zekânın yükselişini, teknolojik sıçramalar ve ekonomik krizleri izledik. Sadece izlemekle kalmadık. Hepsini aynı zaman diliminde yaşadık. Üstelik insanlık tarihinde ilk kez, olayları yalnızca yaşamıyoruz; eş zamanlı olarak takip ediyoruz. Büyük ve sonu belirsiz bir çağ değişimi gördüğümüz. İnternet sayesinde artık tarih kitaplarının yazılmasını beklemiyoruz. Tarihin...
Read More
Farklılıklarla Aynı Hayatta Kalabilmek O gün hafiften hasta gibiydim. Bedenimden çok, zihnim dağınıktı. Düşüncelerim yerli yerine oturmuyor, hiçbir cümle bir sonrakine tutunamıyordu. Okumakla uyumak arasında gidip gelen, yarı bilinçli bir hâl… Gece dörtte uyanmış, yedi buçukta yeniden yatmış, dokuzda kalkmıştım. Düzensiz uykunun bıraktığı tortu hâlâ üzerimdeyken kanepede zaman öldürürken, telefonda eski bir dosttan kalma bir...
Read More
2025, gri alanlara tahammül etmeyi öğrenmemizi isteyen ve çok hızlı akan bir yıl oldu. Çürüme neredeyse her yere sızmıştı; gündelik hayatın içine, dile, bedene, ilişkilere. “Hak, hukuk, adalet” bu yıl en çok tekrarladığımız kelimelerdi. Umutla söyledik, beklentiyle söyledik, şikâyetle söyledik. Ben ise bu gürültü içinde küçük mutluluklara sığındım; büyük cümlelerin arasında hayatta kalmanın küçük yollarını...
Read More
reyhan kocabal
Makedonya’nın sert rüzgârıyla sertleşmiş hayatların hikâyesi, İzmir’in şehir hastanesinin beyaz koridorlarında yumuşuyordu. Önder Amca, yetmişli yaşların kırgın gülen yüzüyle annesinin başucunda otururken, göçün kokusunu, yokluğun isli hatıralarını taşıyordu üzerinde. Onların kültüründe, erkek evlat büyüğe bakmazsa evin onuru sarsılırdı; bu yüzden Önder’in sırtına düşen şey yük değil, nesilden nesle devredilen bir görev, kaderin omuza astığı görünmez...
Read More
90’lı yıllarda, çalışarak bir şeyler başarabileceğimize inanarak çıktık yola. Hani kalamozaların son dönemi PC yeni tanışılan cep telefonunun çıkmasına beş yıl kala. Yaşama isteğimiz güçlüydü; cesaretle, düşe kalka, çarpa çarpa ilerledik. Bazen cevapları bulduk, bazen bulamadık; bazen de cevaplar zamanla değişti. Kendini tanımak bir konfor alanı değil, harekettir. Yıllar geçtikçe fark ettik ki, sorular davranışlarımızı,...
Read More
Bir yeni yılın ilk günleriydi. Şule, özenle yemek hazırlamış, sofrayı itinayla kurmuştu. Normalde çok misafir ağırlayan, çok konuşan biri değildi. Hatta kendi içine dönük, kalabalıklardan uzak duran, sessizliği seven biriydi. Yetmişli yaşlarının sonuna yaklaşmış, hayatını artık tek başına sürdürüyordu. O akşam nedense farklıydı; yemek bitince, hiç âdeti olmadığı halde kalktı, eski fotoğraf albümlerini getirdi. Hani...
Read More
Bilinçli bir yaşam, sadece bireysel seçimlerden ibaret değildir; ortak çabayla, dayanışmayla ve birbirimizi anlamaya çalışmakla şekillenir. Kırılganlıklarımızla birlikte sevecenliğimizi de taşıdığımızda, hayallerimizin peşinden koşarken pes etmemenin anlamını buluruz. Hep aklımda tek bir soru vardır: “İnsan nasıl bir hayat yaşamalı?” Bazen ulaşamadıklarımın hayalini kurar, ulaştıklarımda ise değerlerin değiştiğini görürüm. Çünkü yaşam, sadece sahip olduklarımızdan değil; yönlerden,...
Read More
Bugünlerde üzülmeden, şaşırmadan, kızmadan, korkmadan, kaygılanmadan zaman geçmiyor. Kadını, doğayı, çocuğu, adaleti koruyamıyoruz. Eğlencesini yitiren ülkemin %15’i yaşantısını gözümüze sokarken, fazlasıyla merhamet ve vicdanla — yazın domatesin fiyatı bile artarken — yazıyorum bu satırları… Bir yaz günü yolculuğu gibi geçiyor artık hayat: Uzun, sıcak, zaman zaman boğucu ama içinde beklenmedik manzaralar barındıran bir yolculuk. Yanımdan...
Read More
1 2 3 9